
Nietzsche’nin “neden böyle bilgeyim”, “neden böyle akıllıyım”, “neden böyle iyi kitaplar yazıyorum” sorularına cevap veren kitabı “Ecce Homo”, Nietzsche’nin 1888 yılında yazmaya ara verip 12 senelik bitkisel hayata girip öldüğü için tamamlayamadığı kitabı. Cemil Meriç’in mağaradakiler kitabının kapanış bölümünün adı da “Ecce Homo”dur. Şöyle bir açıklama getirir Cemil Meriç: “Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeğe koşan zavallı insanlarım: karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi! Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar?”
Nietzsche okumaya başlamak isteyen birey için uygun kitap olarak düşünülen Ecce Homo’da Nietzsche, kişinin hiçbir etki altında kalmadan nasıl “kendi” olur sorusunun cevaplarını yanıtlıyor. Hakikat yolunun tek kişilik olduğunu, gerek bilmek aracılığıyla, gerek tanımak aracılığıyla insanın, kutlu mücadelesinde basamakları teker teker çıkmak zorunda olduğunu belirtir. İbn Sina, insanın yalnız yapacağı bu yolculukla ilgili şöyle der: “Hakk’ın huzuru, her isteyenin bir çırpıda kendisine ulaşabileceği bir eşik olmaktan münezzehtir. O’nun huzuruna tek tek ve ancak adım adım çıkılabilir.”
Kitabın ilk üç bölümü tamamen Nietzsche’nin egoizm sınırlarını zorladığı bölümlerden müteşekkil anlaşılabilir. Lakin Nietzsche “Neden böyle bilgeyim, neden böyle akıllıyım, neden bu kadar iyi kitaplar yazıyorum” gibi sorunlara eğilerek, insanın ontolojik, etiksel ve rasyonel egoizm olarak ele alınabilen tarafını, insanın çıkarları doğrultusunda hareket etmesiyle varlıkla ve varoluşuyla ilişkin kuracağı bağları sökerek, “kişi nasıl kendi olur?” sorusunun cevabını arıyor.
Nietzsche’nin yazdığı son kitap olmasına karşın, genelde ilk olarak okunması gereken eseri denmesinin sebebi, Nietzsche’nin hakikat perdesinin insanın kalbinde açılmasıyla, insana saldıranın gücü için, insanın kendine gerekli gördüğü düşmanı bir ölçü olarak görebilmekte olduğunun altını çizer. İnsanı “insan” kılan değerin ne olduğuna ilişkin arayışıyla, ölçü değerinin belirlenip uçurumda boşluğa atlayışın sinyalini verir adeta, başkaldırır: ”Yükseldikçe uçma bilmeyenlere daha küçük görünmemiz kaçınılmazdır.”
Böyle Buyurdu Zerdüşt için söylediği “herkes için ve hiç kimse için bir kitap” tanımlaması bu kitap için de birebir geçerli olup, varoluşun öznesi konumuna savaşçılıkla kazanılacağını müjdeler: “İnsan küçüksediği yerde savaşamaz.” Hemen ardından savaşçılık mesleğini de dört grupta inceler:
“Birincisi yalnız üstün gelmiş şeylere saldırırım, gerekirse üstün gelmelerini beklerim. İkincisi: hiçbir bağlaşık bulmayacağım, tek başıma kalacağım ve yalnız kendi adımı tehlikeye atacağım şeylere saldırırım… Tehlikeye atmayan bir tek çıkış yapmadım kamu önünde; benim mihenk taşım budur doğru davranış için. Üçüncüsü: Kişilere saldırmam hiç; onları genel ama usul usul yayılan ve yakalanması güç bir tehlike durumunu görünür kılmak için bir büyüteç gibi kullanırım. Dördüncüsü: altında hiçbir kişisel anlaşmazlık yatmayan, geçmişinde kötü denemeler bulunmayan şeylere saldırırım yalnızca.”
Elinde baltasıyla bugüne kadar yalana doğru diyen her ne varsa karşısına geçer Nietzsche. Hakikate erebilmek için üstün insanın egoizmini, bizzat ermenin amacına yönlendirerek aynanın karşısına çıkarır: Kendi olmaya davet eder.
Yunus Emre Tozal
Ay Vakti, Kasım 2009
Yorum Yapın